“Kendimi Kötü Hissediyorum” Demeyi Bırak
“Nasılsın?” diye soruyorum. “İyi değilim” diyor. “Neyin var?” “Bilmiyorum, kendimi kötü hissediyorum.” İşte tam bu noktada koçluk süreci tıkanır. Çünkü “kötü hissediyorum” bir cevap değil. Bir bulanıklık.
Kötü hissetmenin yüz tane çeşidi var. Korku mu? Utanç mı? Öfke mi? Üzüntü mü? Suçluluk mu? Her birinin altında farklı bir tıkanıklık yatıyor. Korku karar mekanizmalarını felç eder, utanç insanı görünmez yapar, öfke sınır ihlalinin sinyalidir. Hepsine “kötü hissediyorum” dersen, hangisini çözeceğini bilemezsin.
Bu sorunu çözmek için bir araç geliştirdim: Duygusal Rezonans Profili (ERP).
ERP Ne Yapıyor?
Çok basit: 10 duyguyu, tek tek, 1'den 10'a puanlıyorsun. 1 demek “bu duyguyu neredeyse hiç hissetmiyorum,” 10 demek “bu duygu şu an çok yoğun.” Sonuç? Bulanık bir “kötüyüm” yerine net bir duygusal harita çıkıyor.
5 tanesi negatif, 5 tanesi pozitif duygu. Dengeli bir liste:
Piyasadaki Araçlardan Ne Farkı Var?
Koçlukta bir sürü araç var. Ama hiçbiri tam olarak bunu yapmıyor. Farkı şöyle anlatayım:
Kısacası, mevcut araçlar ya genel bir puan veriyor ya isimlendirme yapıyor ya da yetkinlik ölçüyor. Hiçbiri spesifik duyguları tek tek puanlayıp, profil çıkarıp, bunu seans seans takip etmiyor. ERP tam bunu yapıyor.
Nasıl Uygulanıyor?
6 adım var. Her seansta tekrarlanıyor. Böylece sadece anlık bir fotoğraf değil, zamanla bir film çıkıyor ortaya.
Bir Seansta Nasıl Görünüyor?
Gördün mü? Seans “bugün neyden bahsetmek istersin” diye başlamıyor. Veriyle başlıyor. Profil neyin öncelikli olduğunu gösteriyor. Ve sonraki seansta aynı puanlama tekrarlanınca, ilerleme veya tıkanma somut olarak görünüyor.
Bu Ne İşe Yarıyor Peki?
Koça ne kazandırıyor?
Seansa tahminle değil, veriyle başlıyorsun. “Sohbet eden koç” olmaktan çıkıp “veri odaklı çalışan koç” oluyorsun. Danışanın neyle çalışması gerektiğini profil gösteriyor, tahmin etmek zorunda kalmıyorsun. Ve her seansta tekrarlanan ölçüm sayesinde ilerlemeyi somut olarak takip edebiliyorsun.
Danışana ne kazandırıyor?
Duygusal çözünürlük. “Kendimi kötü hissediyorum” yerine “utancım 8, korkum 6” diyebilmek başlı başına dönüştürücü. İnsanlar ne hissettiklerini net gördüklerinde, ne yapmaları gerektiğini de daha kolay buluyorlar. Ve kendi duygusal haritalarını gören danışan, sürece çok daha fazla sahip çıkıyor.
Neyi Yapmıyor? Sınırlar Nerede?
Bu kısım önemli. ERP bir koçluk aracı. Klinik bir test değil. Psikolojik tanı koymaz. Travma çalışması yapmaz. Geriye dönük anı çalışması yapmaz, “bu duyguyu daha önce ne zaman hissettin” sorusu psikolojinin alanı. ERP şimdiye ve ileriye odaklı.
Danışanda travma belirtileri fark edersen, görevin net: bir uzmana yönlendirmek. Koçluk koçluktur, terapi terapi. Bu sınırı bulanıklaştırmamak lazım.
Ve dürüst olmak gerekirse: ERP henüz bilimsel olarak valide edilmiş bir ölçek değil. Pilot uygulamalar ve güvenilirlik çalışmaları gerekiyor. Ama kavramsal çerçevesi sağlam ve sahada çalışıyor.
Önemli: ERP, Plutchik'in Duygu Çarkı'ndan, state-dependent memory araştırmalarından ve Yaşam Çarkı metodolojisinden ilham alıyor. Ama bunların hiçbirinin yapmadığı şeyi yapıyor: spesifik duyguları puanlama, profil çıkarma ve koçluk aksiyonuna bağlama. Üçünü birlikte, tek bir araçta.
Son Söz
İnsanlar genellikle ne hissettiklerini bilmiyorlar. Bilmedikleri şeyi de yönetemiyorlar. ERP'nin yaptığı tek şey, duygusal bulanıklığı netliğe çevirmek. 10 duyguyu puanlıyorsun, haritanı görüyorsun, nereye odaklanman gerektiğini anlıyorsun.
Karmaşık bir şey değil. Ama etkisi büyük. Çünkü görebildiğin şeyi yönetebilirsin. Yönetebildiğin şeyi değiştirebilirsin.
“Kendimi kötü hissediyorum” bir cevap değil.
“Utancım 8, korkum 6, huzurum 1” bir cevap.
Fark burada başlıyor.
Görebildiğin şeyi yönetebilirsin.
Yorumlar
Yorum Gönder