Bastırılmış duygu nereye gider?

Bastırdığımız şey yok olmuyor. Bir yerde, sessizce, kendi dilini hazırlıyor. Mesele bu dilin ne zaman ve nasıl konuşacağı.

Barış Genç  ·  60dakikaseninle.com

Hepimiz bastırıyoruz. Kızgınlığımızı, incinmişliğimizi, hayal kırıklığımızı. Kimi zaman nezaket için, kimi zaman iş icabı, kimi zaman sevdiğimiz insanı kaybetmemek için. Ama o duygu bastırıldığında gerçekten yok oluyor mu?

Hayır. Basınç odası oluşuyor.

Sinyal ve koruma

İnsanın iç dünyasında bir kırılganlık sinyali çıkar. Bir yerin zedelendi, bir ihtiyacın karşılanmadı, bir sınırın ihlal edildi. Bu sinyali dinlersen harekete geçer, çözersin. Dinleyemiyorsan, üstüne bir koruma kabuğu örersin. Ben bu kabuğa Koruyucu İnflasyon diyorum. Ağırlaşır, büyür, yer kaplar. Tek amacı sinyali sana duyurmamaktır.

Bir süre işe yarar. Çalışmaya devam edersin, ailene bakarsın, hayat akar. Ama sinyal yok olmaz, bekler.

Değere lehimlenmek

Buraya kadar sorun yok. Asıl mesele şurada başlar: Bastırdığın duygu nötr bir duygu değilse, bir değerle lehimlenmişse, hikaye değişir.

Bir babanın "ailem her şeyden önemli" değerine yapışmış incinmesi. Bir annenin "iyi insan olmak" değerine lehimli öfkesi. Bir erkeğin "adam olmak" değerine yapışmış utancı. Bir kadının "doğru kadın" değerine yapışık kırgınlığı.

Burada duygu artık "bir şeye canın sıkılması" değildir. Benliğinin anlam iskeletidir. Onu bastırmak, kendi varoluşunun zeminini inkar etmek demektir. Ve insan kendi zeminini ne kadar inkar ederse, o zemine dokunan şeye karşı o kadar kutsal bir öfke biriktirir.

Onur yarası ve patlama

Üçüncü bileşen onur yarasıdır. Değere lehimli duygu aleni bir biçimde yaralandığında, bastırmanın artık tutamadığı ana gelinir.

Dikkat: Burada kişisel bir öfke patlamaz. Kişi kendini öfkeli biri olarak değil, bozulmuş bir dengeyi yerine oturtan kişi olarak görür. "Ben bunu kendim için yapmadım" cümlesi tam olarak bu halin itirafıdır.

Namus cinayetleri, iş yeri bıçaklamaları, "hiç böyle bir insan değildi" denen vakaların çoğu bu üç bileşenin aynı anda biraraya gelmesidir: bastırma, değere lehimlenme ve onurun aleni yarası.

Günlük hayat için

Sıradan hayatta bu üçü bir cinayete varmaz ama başka bedeller ödetir. Yıllarca konuşulmamış bir evlilik, bir gün basit bir yorumla darmadağın olur. Babasına hep "saygılı evlat" olmuş bir oğul, elli yaşında sebepsiz bir kalp krizi yaşar. "Hiç sinirlenmeyen" denen bir kadın, kendi çocuğuna anlamadığı bir uzaklıkla davranır.

Değer lehimli bastırmanın bedeli hep bir yerde kesilir. Sorun bedelin olup olmayacağı değil, nereden kesileceğidir.

Ne yapabiliriz?

Çözüm duyguyu savurmak değil. Herkes bağırınca ev dağılır. Çözüm sinyali inflasyon şişmeden duyabilmektir. Kırılganlık sinyali küçüktür, ince bir titreşimdir, fısıltı gibidir. Onu duymaya alışmak bir ömürlük pratiktir.

Şu üç soru yardımcı olabilir:

  1. Şu an ne hissediyorum? (Etiketlemeden, savunmadan)
  2. Bu his hangi değerime dokunuyor?
  3. O değer zarar görmemiş olsaydı, bu his ne kadar büyük olurdu?

Üçüncü soru kritik. Çünkü sana duygunun kendisini değil, duygunun değere eklenen ek ağırlığını gösterir. O ağırlığı fark etmek, bekçiliğe dönüşme riskini büyük ölçüde azaltır.

Bastırdığın duygu yok olmaz. Bir yerde bekler. Ne zaman, hangi biçimde konuşacağını sen belirlemezsen, o kendi dilini seçer.

Ve onun seçtiği dil çoğu zaman sessizliğin tam tersi olur.


BARIŞ GENÇDeğer Temelli İletişim atölye programının yürütücüsü. KS-Kİ (Kırılganlık Sinyali / Koruyucu İnflasyon) çerçevesinin geliştiricisi. Koçluk randevusu için 60dakikaseninle.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Aynı Filmi Neden Tekrar Tekrar İzliyorsun?

“Kendimi Kötü Hissediyorum” Demeyi Bırak