Kayıtlar

Nisan, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bastırılmış duygu nereye gider?

Bastırdığımız şey yok olmuyor. Bir yerde, sessizce, kendi dilini hazırlıyor. Mesele bu dilin ne zaman ve nasıl konuşacağı. Barış Genç   ·  60dakikaseninle.com Hepimiz bastırıyoruz. Kızgınlığımızı, incinmişliğimizi, hayal kırıklığımızı. Kimi zaman nezaket için, kimi zaman iş icabı, kimi zaman sevdiğimiz insanı kaybetmemek için. Ama o duygu bastırıldığında gerçekten yok oluyor mu? Hayır. Basınç odası oluşuyor. Sinyal ve koruma İnsanın iç dünyasında bir kırılganlık sinyali çıkar. Bir yerin zedelendi, bir ihtiyacın karşılanmadı, bir sınırın ihlal edildi. Bu sinyali dinlersen harekete geçer, çözersin. Dinleyemiyorsan, üstüne bir koruma kabuğu örersin. Ben bu kabuğa  Koruyucu İnflasyon  diyorum. Ağırlaşır, büyür, yer kaplar. Tek amacı sinyali sana duyurmamaktır. Bir süre işe yarar. Çalışmaya devam edersin, ailene bakarsın, hayat akar. Ama sinyal yok olmaz, bekler. Değere lehimlenmek Buraya kadar sorun yok. Asıl mesele şurada başlar: Bastırdığın duygu nötr bir duygu de...

“Kendimi Kötü Hissediyorum” Demeyi Bırak

Duygusal Rezonans Profili: Ne hissettiğini net görmek için geliştirdiğim koçluk aracı Barış Genç  ·  60dakikaseninle.com “Nasılsın?” diye soruyorum. “İyi değilim” diyor. “Neyin var?” “Bilmiyorum, kendimi kötü hissediyorum.” İşte tam bu noktada koçluk süreci tıkanır. Çünkü “kötü hissediyorum” bir cevap değil. Bir bulanıklık. Kötü hissetmenin yüz tane çeşidi var. Korku mu? Utanç mı? Öfke mi? Üzüntü mü? Suçluluk mu? Her birinin altında farklı bir tıkanıklık yatıyor. Korku karar mekanizmalarını felç eder, utanç insanı görünmez yapar, öfke sınır ihlalinin sinyalidir. Hepsine “kötü hissediyorum” dersen, hangisini çözeceğini bilemezsin. Bu sorunu çözmek için bir araç geliştirdim:  Duygusal Rezonans Profili (ERP) . ERP Ne Yapıyor? Çok basit: 10 duyguyu, tek tek, 1'den 10'a puanlıyorsun. 1 demek “bu duyguyu neredeyse hiç hissetmiyorum,” 10 demek “bu duygu şu an çok yoğun.” Sonuç? Bulanık bir “kötüyüm” yerine net bir duygusal harita çıkıyor. 5 tanesi negatif, 5 tanesi pozitif duygu...

Her İlişkinin Altında Aynı Oyun Var

Kırılganlık Sinyali ve Koruyucu Şişmesi: İlişkilerin gizli işletim sistemi Barış Genç  ·  60dakikaseninle.com Şöyle bir düşün: hayatında en çok kavga ettiğin insanla, en çok bağlandığın insan neden genellikle aynı kişi? Neden bazı ilişkilerde kendini “vazgeçilmez” hissedersin, bazılarında “korunan”? Ve neden bu iki his birbirini besler gibi görünür? Yıllardır ilişki dinamikleri üzerine çalışıyorum. Jung’dan Berne’e, bağlanma teorisinden Drama Üçgeni’ne kadar her şeyi okudum, uyguladım, gözlemledim. Ve bir noktada fark ettim ki  tüm bu teorilerin altında aynı mekanizma çalışıyor.  Cinsiyet fark etmiyor. İlişki türü fark etmiyor. Romantik olsun, iş ilişkisi olsun, aile olsun. Hep aynı şey. Bu mekanizmaya  Kırılganlık Sinyali ve Koruyucu İnflasyonu İkilisi  diyorum. Kısaca KS-Kİ. Kulağa karmaşık gelebilir ama aslında çok basit. Öyle basit ki, okuduktan sonra kendi ilişkilerinde görmeden edemeyeceksin. Mekanizma Ne? İki taraf var. Biri kırılganlık sinyali gönde...

Beyin Bir Blockchain'dir

Kararların Zincirlenmesi, Karakter ve Değişimin Gerçek Doğası Barış Genç   |   60dakikaseninle.com Sana bir soru sorayım: Dün aldığın bir kararı hatırlıyor musun? Peki o kararı neden tam da öyle aldın? “Öyle hissettim” diyorsan, bir adım daha geri git. O hissi ne tetikledi? Bir önceki deneyimin mi? Bir önceki kararın mı? Eğer bu zinciri geriye doğru çözmeye başlarsan, karşına çok ilginç bir gerçek çıkacak. Beynin bir blockchain gibi çalıştığı gerçeği. Değişmeyen Tek Şey: Değişimin Kendisi Nörobilim artık bunu net söylüyor: beyin plastik. Metafor değil, bilimsel bulgu. Her deneyim, her ilişki, her etkilenme seni sinaptik düzeyde farklı bir insan yapıyor. Dün olduğun kişi bugün olduğun kişi değil. Kelimenin tam anlamıyla. Kişisel gelişim endüstrisi “kendini değiştir” diyor. Gelenekler “özüne dön, sabit kal” diyor. Her ikisi de eksik. Çünkü değişim zaten gerçekleşiyor. Durdurmaya çalışmak bile başlı başına bir değişim. Ama boş, yönsüz bir değişim. Asıl mesele ne değişmek ne deği...

Aynı Filmi Neden Tekrar Tekrar İzliyorsun?

  Cevap nostaljide değil. Beyninin sana sakladığı üç katlı bir duygu paketinde. Başlamadan önce bir not: burada okuyacağınız kanıtlanmış bir bilimsel teori değil. Nörobilimde yerleşik bulguları birleştirerek kurulmuş bir açıklayıcı model. Her parçası araştırmalarla desteklenmiş, birleştirme biçimi bana ait. Bunu bir kanun değil, bir bakış açısı olarak okuyun. Gülen Gözler'i Kaç Kere İzledin? Sana bir soru sorayım: Gülen Gözler'i kaç kere izledin? On? Yirmi? Belki sayamıyorsundur bile. Her bayram, her aile toplantısı, kanal değiştirirken denk geldiğinde bile kumandayı bıraktın ve izledin. Filmin sonunu biliyorsun. Her sahneyi biliyorsun. Peki neden hâlâ izliyorsun? Ve neden her seferinde sanki o şey sana oluyor gibi hissediyorsun? Ve neden yalnız izlediğinde bile o bayram akşamı hissini alıyorsun? Cevap beyninde aynı anda çalışan üç ayrı sistemde saklı. Ve üçünün de ortak noktası var: dopamin ve oksitosin. Birinci Kanal: Tahmin Motoru Film başladığında beynin pasif bir şekilde o...